Okunacak Yazılar

Alyansı neden dördüncü parmağımıza takmalıyız?

Alyansı neden dördüncü parmağımıza takmalıyız?

Bunun, Çinliler’in anlattığı çok güzel ve inandırıcı bir açıklaması var…

Başparmak, anne-babanızı,
İşaret parmağı, kardeşlerinizi,
Orta parmak, sizi,
Dördüncü parmak (yani yüzük parmağı), hayat arkadaşınızı,
Ve serçe parmak, çocuklarınızı temsil eder.

İlk önce avuçlarınızı birbirine bakacak şekilde açın. Orta parmakları bükün ve sırt sırta birleştirin. Daha sonra kalan dört parmağınızı da şekildeki gibi açıp, uç uca getirin.

Şimdi, anne babanızı temsil eden başparmaklarını zı ayırmaya çalışın… Açılacaktır, çünkü anne babanız sizinle birlikte ömür boyu yaşamayacaktır. Er ya da geç onlardan ayrılmak zorundasınız.

Baş parmaklarınızı önceki gibi birleştirip, kardeşlerinizi temsil eden işaret parmaklarınızı ayırın. Onlar da ayrılacaktır, çünkü kardeşleriniz kendi ailelerini kurup, ayrı bir hayat seçer.

İşaret parmaklarınızı birleştirip, çocuklarınızı temsil eden serçe parmaklarınızı ayırın. Onlar da ayrılıcak, çünkü çocuklar da evlenir ve bir gün kendi hayatlarını kurar.

Son olarak serçe parmaklarınızı birleştirip, eşlerinizi temsil eden yüzük parmaklarınızı ayırmaya çalışın. Ayıramadığınızı görünce şaşıracaksınız. Çünkü karı-kocalar hayat boyu bir arada yaşarlar… İyi günde ve kötü günde…

Gloria ve Mark

Gloria ve Mark, Guzel Sanatlar Akademisi’nde okuyorlardi. Bir arkadaslarinin vasitasi ile tanismis ,kisa surede birbirlerine asIk olmuslardi. Cok kisa bir sure icerisinde evlenmeye karar verdiler. Henuz okullari bitmemisti. Her ikisinin ailesi de kendilerine evlilikleri icin maddi yardimda bulunamayacak kadar fakirdiler ama onlar kararlarini vermislerdi. Gloria okul cikisi bir kitapcida, Mark ise bir giyim magazasinda calisiyordu ,ellerine gecen parayla ev kiralayip evlenme hayalleri kuruyorlardi. Tek odali, mutfagi bile olmayan bir cati kati bulup kiraladilar. Sonra bir arkadaslari onlara tahta bir masa ile iki sandalye hediye etti. Haftasonu kullanilmis esya pazarina gidip, bir kucuk ocak, birkac tencere, tabak, bir de somya alip evlerine geldiler. Evlerindeki tum esya bunlardan ibaretti. -Perde! ?! dedi Gloria. Mark bir sure dusundu… -Eski gazete yokmu hic? simdilik gazete ile kapatalim… Ne dersin is gormez mi? Gulusmeye basladilar. Iki hafta sonra bir pazar gunu, katolik kilisesinde evlendiler. Hicbir seyleri yoktu. Yerdeki somyanin uzerinde yatiyorlardi ve sabah uyandiklarinda, cama gerdikleri gazeteye bakip birbirlerine, -Artik her satirini ezberledik. su perdeleri degistirsek mi?diyerek, dakikalarca suren gulme krizine tutuluyorlardi. Bir yil sonra, evlilik yildonumleri yaklastiginda, her ikisini de ciddi bir dusunce sardi. Son derece zor geciniyorlardi. Paralari sadece ev kiralarina ve yiyecek masraflarina yetebiliyordu. Uc kilometre uzakliktaki okullarina bile her sabah evden erken cikip yuruyerek gidiyorlardi. Evliliklerinin birinci yilindonumu olan o gunun sabahi Gloria’nin aklina bir fikir geldi. Mark’in dedesinden kalma cok guzel, antika bir saati vardi, ne zamandir kayisi olmadigi icin kullanamiyordu. .. “Evet o na , o degerli saate yakisir, guzel bir saat kayisi almaliyim” diye dusundu. Bu Mark’i cok mutlu ederdi. Hemen alel acele evden cikip carsiya kostu. -Bir saat kayisi istiyorum, ama en guzelinden olsun lutfen.Adam bir iki tane cikartti, Gloria iclerinden birini cok begenmisti. -Bu ne kadar? -68 sent. -Tamam. Bunu benim icin ayirir misiniz? En gec bir saat sonra gelip alacagim. Adam “Peki” anlaminda basini salladi. Gloria dukkandan telasla cikip, bir kac metre ilerideki kuafore girdi. -Saclarimi kestirmek ve satmak istiyorum. Kaca alirsiniz? Kuafor kadin saskin saskin bakti Gloria’nin yuzune, -Emin misiniz… Bu saclar… Bu kadar guzel saclara… Nasil kiyacaksiniz? -Paraya ihtiyacim var. Bana yardimci olacak misiniz? -Peki dedi kadin Saclariniza karsilik kac para istiyorsunuz? -Yetmis sent kadar… Saclarini kestirdi, parasini aldi ve dogru saatciye kosup, onceden ayirttigi saat kayisini satin aldi.Gloria mutlu bir sekilde kosarak eve geldi. Bir tencere soslu makarna pisirdi. Onu evlerinde bulunan tek servis tabagina bosaltti. Kalan iki sent’le de en ucuzundan bir sise sarap ve iki tane mum almisti. Sofrayi imkanlari dahilinde, olabildigince guzel bir sekilde hazirlayip, kocasini beklemeye basladi. Gloria alel acele sofradaki mumlari yakti, sonra kosarak kapiyi acti. Mark, yuzundeki saskinlik ifadesi ile, kapinin onunde oylece donup kalmisti.. Hic birsey soylemiyor, iceri girmek icin bir adim dahi atamiyor, oylece orada karisina bakiyordu. -Hosgeldin sevgilim! dedi Gloria. Mark bir kabusdan uyanir gibi irkildi, uyurgezer edasinda iceriye girip, masanin yanindaki sandalyelerden birine coktu. -Saclarin !!!… Onlara ne yaptin? Gloria neseli bir tavirla gulumseyerek kocasini teselli etmeye calisti. -Ne var ki?… Uzulme!… Hem benim saclarim cok cabuk uzar… Sonra bir kosu, odanin diger ucuna gitti. Kocasi icin aldigi hediye ile geri dondu. -Seni cok seviyorum. Seninle cok mutluyum ve bu mutlulugum, askim bir omur boyu surecek Mark. Onu optu. Paketi onundeki masanin uzerine birakip. -Sana ne aldigimi merak etmiyor musun, acip bakmayacak misin sevgilim?Mark titreyen elleriyle zar zor hediye paketini acti. Saat kayisini eline alip onu uzun uzun seyretti. Sonra basini kaldirip dalgin ve yasli gozlerle karisinin yuzune bakti. -Mark Ne oldu, neyin var… askim agliyorsun sen… niye? Mark hic birsey soylemeden, cebinden bir hediye paketi cikartip Gloria’ya uzatti. Gloria birkez daha sarildi kocasinin boynuna, Mark susuyor, tek kelime dahi konusmuyordu. Gloria alele acele hediyesini acti. Cok guzel fil disinden yapilmis ve cok da pahali olduklari hemen anlasilan bir cift sac tokasiydi bunlar. Gloria kocasinin kederini anlamisti. Gloria gulumseyerek. -Askim. Sen bunun icin mi bu kadar uzgunsun? Hayatim bu benim omrum boyunca aldigim en guzel hediye, cok guzel ,harika bir armagan bu… Dedim ya, benim sacarim cabuk uzar. Bunlari saklayacagim ve saclarim uzadiginda kullanacagim. Tesekkurederim. Ama lutfen artik uzulme! Mark, basini tekrar one egdi ve fisildar gibi, -Sana bu tokalari alabilmek icin saatimi sattim.

Aşklarda Ayakkıbı Gibidir

Asklar DA ayakkabilar gibidir.

Aynen katılıyorum……………

Bazilari çamur yagmur, toz toprak kar buz gibi her türlü ‘kötü hava’ kosullarina dayaniklidir.Bazilari ise ummadiginiz kadar kisa zamanda çabucak ‘yamulur’ ilk yagmurlu havada ‘alti açilir’ veya güzel havalarda bile ‘iki günde bozulup’ gider.

Asklari DA ayakkabilar kadar ‘itinayla’ seçmezseniz, tipki ayaginizda oldugu gibi yüreginizde NASIR olusabilir.

Dar gelen bir ayakkabiyi sadece tarzini begendiginiz için ‘zamanla açilir’ diyen saticiya inanarak alirsaniz, zaman içinde ayak kemiklerinizde ‘deformasyon’ baslar.

Ruhunuzu daraltan bir ask içinde yalnizca fiziksel begeniye kapilip ‘zamanla düzelir’ diyenlere kanarsaniz, yine zamanla içinizdeki olumlu duygularin ‘çarpildigini’ görebilirsiniz.

Asik olabileceginiz insan türü, tipki ayakkabilar kadar degisik stillerde, farkli kalitelerde ve sayisiz ‘renktedir’…. Aski bir çesit serüven olarak ‘spor’ gibi yasayanlar, aynen ‘spor ayakkabi’ gibi dikkat çekici ve rahat kisileri bulurlar.

Tersine askta tutucu ve istikrarli olmayi benimseyenler ‘klasik ayakkabi’ gibi muhafazakar çizgiler tasiyanlara tutulurlar.

Dekolte ayakkabilar gibi sadece cinsellik ve eglence zevkleriyle ateslenen asklar vardir.

‘Bez’ ayakkabilar gibi kisa ömürlü ‘tatil asklari’ ise hemen herkesin kisisel tarihinde mevcuttur.

‘Marka’ ayakkabi alir gibi, sevgilinin kariyerine ve maddi durumuna ‘tutulan’ asiklar görürsünüz.

Kati plastikten ‘yagmur çizmesi’ edinir gibi mantik süzgecinden geçirip ‘ise yarar’ biçimde yasamak isteyenleri de bilirsiniz.

Ayrica NE tuhaf ki, psikolojik testlerde ‘zaafi’olup evine sayisiz çesitte ayakkabilar yigan insanlarin ayni zamanda ‘degisik’ türde asklara DA zaafi oldugu söylenir.

Evet ask ‘ayakkabidir’.

Aynen ayakkabiniza bakim yapmayip ‘hor’ kullandigniz zaman kolayca eskittiginiz gibi, askiniza DA dikkatli davranmayip özen göstermediginiz zaman kisa sürede ‘eskitirsiniz’.

Ve nasil ki ‘delik’ bir ayakkabiyi tamir ettirdiginizde yalnizca ‘bir miktar’ ömrünü uzatmis olursaniz; ‘delik’ bir aski onarmaya kalkistiginizda DA ‘asla eskisi gibi olmayacaktir’!

CAN YÜCEL